9 Temmuz 2013 Salı
15 Mart 2013 Cuma
14 Mart 2013 Perşembe
13 Mart 2013 Çarşamba
9 Şubat 2013 Cumartesi
7 Şubat 2013 Perşembe
4 Şubat 2013 Pazartesi
1 Şubat 2013 Cuma
28 Ocak 2013 Pazartesi
26 Ocak 2013 Cumartesi
Jazz ya da Caz
Caz kelimesinin ilk defa New Orlean's gelip yerleşen Fransız göçmenleri arasında kullanılan bir argo olduğu ve hızlandırmak anlamına geldiği hususunda fikir birliği görülür. Başka bir teoriye göre caz, eski dünyanın ucuz kabarelerinde doğmuştur. Bir başka fikre göre ise caz Afrika'nın vahşi ve karanlık bölgelerinde kabilelerin çılgın dini ayinlerinde yaptıkları danslardan ilham almıştır. Cazın başlangıcını kesin olarak kestirmek konusunda en tarafsız araştırmacılar bile kesin bir karara varamadıkları için kelimenin anlamı tam olarak bilinemiyor.
Caz hakkında kulaktan kulağa dolaşan efsanelerden biri şöyle; Mississipi nehri civarında Vicksburg şehrinde yaşayan Charles adında bir piyanist vardı. Küçük bir toplulukta, parlak bir ışık gibi gözleri kamaştıran bu adama arkadaşları, çalınan parçanın ortasında: Haydi Chaz, Haydi!... diye tezahüratta bulunurlar, onu büsbütün hızlandırmaya çalışırlardı. İşte Charles adının kısaltılmış şekli olarak kabul edilen bu Chaz kelimesi dilden dile dolaşarak bugünkü Jazz -Caz haline girmiştir. Günümüzdeki karmaşıklığı düşününce çok naif bir hikaye gibi görünse de belki de öyle olmuştur diyor ve konunun üzerinde pek durmuyoruz :)
Caz hakkında söylene gelen efsanelerin ardı arkası kesilmeyeceğine göre doğrudan konuya girip, araştırma kısmına girelim.
Caz parçaları önceleri yüzlerini siyaha boyayarak, zenci şarkıları söyleyen topluluklarda ele alındı. Bu insanlar, pamuk tarlalarında çalışan zenci işçilerin şarkılarını, gösterişli bir şekilde değiştirerek bunlara Ragtime adını verdiler. 1897'de Kerry Mills adında bir besteci Georgia Camp Meeting adını verdiği bir parça yazdı ve hiç beklemediği bir başarıya ulaştı.
Bu başarıdan sonra Ragtime orkestraları gittikçe artan bir hızla çoğalmaya başladı. 1895 yılında Kuru Ekmek isimli, iki gözü de görmeyen genç zenci bir delikanlı, eline geçirdiği bir kemanı çalarak sokaklarda dolaşıyor, böylelikle sattığı mallara da ilgi çekmeyi başarıyordu. Fakat Kuru Ekmek bu işte öylesine büyük bir başarıya ulaştı ki, çok geçmeden kendisine birkaç arkadaşı daha katılarak Kuru Ekmek Orkestrası adı altında bir topluluk kurdular. O tarihlerden günümüze plak kalmadığı için bu gibi orkestraların gerçek başarılarını kestirmek güç. Fakat caz Amerikan müziği arasında son hızla gelişme yolunda ilk adımları atmış oluyordu. Aynı günlerde Amerika iç savaşa hazırlanıyordu. Dixieland'de Brown's Band adında dört kişilik bir topluluk kurulmuştu. Dixieland topluluğunun kuruluşu ile caz yepyeni bir devreye girmiş oldu. Artık Dixieland baştan aşağı tüm Amerika'yı kavuran bir fırtına gibiydi. Cazın bu şekli için süratli, ateşli anlamına gelen hot kullanılıyordu. Daha sonraları Swing orkestraları haline gelecek olan bu Dixieland tarzı topluluklardan sonra Paul Whiteman grubu ortaya çıktı.
Paul Whiteman topluluğu her gece New York'ta Palais Royal'da çalıyordu. Yepyeni bir stille ortaya çıkan bu topluluğun zeki aranjmanları, sağlam bir temel gibi tutmuştu. Klasik ekolden yetişmiş olan Paul Whiteman, ticari bakımdan kendisine muhteşem bir zafer sağlayacak olan cazın cazibesinden kurtulamamış, Amerika'yı tümüyle saran bu büyüye kapılmıştı. Fakat senfonik müziğin etkisinden de tam anlamıyla kurtulamıyordu. Etrafında son derece usta müzisyenler toplanmıştı. Bunlardan biri olan genç besteci George Gershwin'e orkestrası için bir şeyler yazmasını söyledi. Ancak oluşacak kompozisyonun bir caz kreasyonu olsa da ciddi müziğin çerçevesinden çok dışarıya çıkmayacağını iletti.
Paul Whiteman'ın isteği üzerine George Gershwin'in hazırladığı eserin adı Rhapsody in Blue idi. Eser ilk kez 1924 yılında Whiteman orkestrası tarafından Aeolian Hall'da çalındı. Gershwin ile Grofe aynı zamanda solo piyanist olarak konserde yer aldılar.
Eser tarifsiz bir başarıya ulaşmıştı. Whiteman, Gershwin ve Grofe orkestra ile Carnegie Hall'de ve Avrupa'nın büyük şehirlerinde konserler verdiler.
Gershwin, Rhapsody in Blue ile yetinmedi. Bu defa Walter Damrosch kendisinden bir eser istedi. Böylece An American in Paris doğdu. Bunu birkaç piyano prelüdü ile meşhur zenci operası Poergy and Bess takip etti.
Bu arada diğer caz bestecileri de boş durmadı elbette. İrwing Berlin, Nigger Mike Broadway'de başarılı gösteriler, Jerome Kern, Richard Rodgers, Lorenz Hart, Vincent Rose, Abner Silver, Harry von Tilzer, Charles K. Harris unutulmaz eserler verdiler.
Zaman klasik caz parçalarını öldürmesin diye İrwing Berlin tarafından 1912 yılında Alexandar's Ragtime Band yazıldı.
Cazın kısa tarihçesini yapmaya çabalarken Blues şarkılarının yaratıcısı William C. Handy'den bahsetmemek olmaz. Handy basit zenci şarkılarını alıp, onları hazin ve iniltili bir şekle soktu. Hatta seçimlere katılan ancak kazanma şansı olmayan bir politikacı için bir şarkı yazdı. Şarkı öylesine beğenildi ki bu sayede politikacı seçimleri kazandı, hem de eser ünlendi. İş bittikten hemen sonra Handy bu parçaya Memphis Blues adını verdi.
Caz liderleri arasında Tommy Dorsey, Benny Goodman, Fletcher Henderson, Louis Armstrong, Jack Teagarden, Claude Hopkins, Duke Ellington, Caunt Basie, Artie Show, Harry James, Dizzy Gillespi, Lionel Hampton, Glenn Miller, Tex Beneke, Woody Herman, Gene Krupa unutulmaz eserleriyle daha yıllarca anılacaklar arasındadır.
(Kaynak: Müzik ve Müzisyenler Ansiklopedisi, Atlas Kitapevi, 1964 yılı Basımı)
Al Andaluz Project
Andaluz
Andalouse (fr.). Arap müziğinin etkisi altında kalarak gelişmiş İspanyol halk müziğidir. XVIII. yüzyıldan sonra oynayış ve söyleyiş tarzına göre çeşitli isimler almıştır. Gitar eşliğinde oynanır ve söylenir. Başlıca ve en yaygınları: Flamenco, tirana, cante hondo (jondo), seguiriya gitana, granadinas, malaguenas, peteneras, sevillanas, rodenas, bulerias, alegrias, fandango.
Maria Callas (1923 - 1977)

Amerika'ya göç eden Yunanlı bir ailenin iki kızından biridir. Atina Konservatuvarı'nda okumuş, dramatik sesiyle kısa zamanda dikkat çekmiştir. Evlenip daha sonradan ayrıldığı İtalyan eşi Meneghini'den ilk sanat yıllarında büyük yardım görmüştür. Aşırı mükemmeliyetçi ve titiz karakteri nedeniyle huysuz ve kaprisli biri olarak tanınan Callas: Gioconda, Aida, İsolde ve Brünnhilde rolleriye şöhretinin zirvesine çıkmıştır. Eşiyle birlikteyken tanıştığı ve boşanması ile sevgili olduğu Onansis, kariyeri ve hayatını olumsuz etkilemiştir. Sorunlu ilerleyen ilişkileri esnasında Jacqueline Kennedy ile Onansis'in birlikte olması ile büyük bir çöküş yaşamış, bir süre kabuğuna çekilmiştir. Tekrar sanatına dönmeye ve eski başarılı günlerini yakalamaya çalışsa da eski günlerini elde edememiştir. Onansis'in ölümünden kısa bir süre sonra, 1977 yılında, Paris'teki evinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayata gözlerini yummuştur.
Mily Alexeievitch Balakirev (Rusyalı Beşler)
Balakirev, 1837 yılında Ninji - Novgorod'da doğmuştur. İlk müizk eğitimini Oulibishev'dan almıştır. 1854'te tanıştığı Günka'nın etkisiyle Rus milli müziğine yönelmiştir. 1856'dan sonra, Cui, Rimsky-Korsakov, Borodin ve Moussorgsky ile birleşerek Rusyalı Beşler'i meydana getirmişlerdir. 1862'de St. Petersburg'da yönettiği konserlerle halka milli müziği duyurmuş ve bu tarzın yayılması için büyük gayret sarf etmiştir. Bir gezisinde Kafkasya halk müziğini yakından duyma fırsatı bulmuş ve bazı eserlerinde Kafkasya halk temlerine de yer vermiştir. 1910 yılında St. Petersburg'da ölmüştür. En ünlüsü Tamara adlı senfonik şiiri olmak üzere pek çok eser bestelemiş, halk şarkılarıyla Rus şarkı edebiyatına büyük hizmette bulunmuştur. (ö-1910)
Kemençeci Vasilaki (1845 - 1907)
Rum asıllı Türk Kemençeci Vasilaki, Silivri'nin Litros bucağında doğmuştur. Gençlik yıllarında klarnet çalarak müziğe başlamıştır. İstanbul'a sazlı eğlence yerlerinde fasıllara katılmak amacıyla gelmiş ve kısa zamanda bu gibi topluluklarca aranılan kuvvetli bir kemençe üstadı olmuştur. Peşrev ve saz semaileri bestelemiştir.
Nuri Halil Poyraz (1885 - 1956)
İnebolu'da doğan Nuri Halil Bey, Muzika-i Hümayun'da okumuş ve Binbaşılığa kadar yükselmiştir. Oradan ayrıldıktan sonra müzik dersleri vererek öğrenci yetiştirmiştir. Ankara, İstanbul radyolarıyla ve İstanbul Konservatuvarı'nda çalışmıştır. Unutulmaz şarkılarından birkaçı: Geçti sevdalarla ömrüm; Sana gül gonca diyorlar; Sazımda niyazımda ahımda hep sen varsın; Bir neşe umdu gönül serapa keder oldum; Çamlıca yolunda.
Bing Crosby
Washington, Tacoma'da doğan Amerikalı şarkıcı, Gonzaga Üniversitesi'nde Hukuk eğitimini devam ettirirken müzikle ilgilenmeye başlamıştır. 1924'te Los Angales'a giderek bir dans orkestrası ile anlaşmış, sesinin güzelliği ve hafif şarkıları söyleyişindeki özel karakterlerle kısa zamanda şöhrete kavuşmuştur. 1931 yılında Hollywood'a geçerek müzikal filmlerde rol almaya başlamıştır. 1944'te 'Going My Way' isimli filmiyle oscar kazanmış, uzun yıllar Amerika'nın en sevilen şarkıcılarından olmuştur.
Fagot - Basson
Bas partisi çalan, ağaç, nefesli çalgıdır. Sökülüp takılabilen üç parçadan oluşur. Kromorna ve Pommer denilen uzun ve çalınması güç nefesli çalgılar yerine XVI. yüzyılda icat edilmiştir. Mucidinin kim olduğu bilinmez ve münakaşa konusudur. 1539'da rahip J. B. Bavilius'un yaptrıdığı fakat ondan önce yine rahip Afranio degli Albonesi'nin yaptığı iddia edilir. XVII. yüzyılda Sigismond Scheltzer adlı bir Alman, Fagot'a bugünki şeklini vermiştir. İlk adı, sesinin tatlı ve yumuşak olması sebebiyle Dolcine idi.
Tutti Frutti
Tony Gatlif'in, romanların dünyasını farklı bir perspektifle anlattığı filmi Gadjo Dilo'dan unutulmaz bir sahne...
Akordeon
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



